Almanya'nın başkentini ikiye bölen ve Soğuk Savaş’ın simgesi haline gelen Berlin Duvarı’nın yıkılışının üzerinden 36 yıl geçti. Ancak Alman vatandaşları, o döneme ait anılarını hâlâ zihinlerinde canlı tutuyor.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Almanya, ABD, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği arasında dört işgal bölgesine ayrıldı. 1949’da Batı’da Federal Almanya Cumhuriyeti (BRD), Doğu’da ise Demokratik Almanya Cumhuriyeti (DDR) kuruldu. Ekonomik sebeplerle 2,5 milyondan fazla kişi Doğu Almanya’dan Batı’ya kaçtı.
Bu göçü durdurmak isteyen Doğu Almanya yönetimi, 12 Ağustos 1961’de Berlin sınırını gizlice kapattı ve birkaç gün sonra, “Utanç Duvarı” olarak anılacak Berlin Duvarı’nın yapımına başladı. 3,6 metre yüksekliğinde ve 155 kilometre uzunluğundaki duvar, şehri fiziksel olarak ikiye ayırdı.
Yıllar içinde gözetleme kuleleri, iç duvarlar ve askerlerle güvenlik önlemleri artırıldı. 8 sınır kapısının bulunduğu duvarı aşmaya çalışan çok sayıda kişi öldürüldü; resmi kayıtlarda 136 ölüm yer alıyor ancak gerçek sayının daha fazla olduğu tahmin ediliyor.
Yıkılış Süreci: “Hemen Geçerli” Kararı Tarihi Değiştirdi
1980’lerde Sovyet lider Mihail Gorbaçov’un glasnost (açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılanma) politikaları Doğu Bloku ülkelerinde reform taleplerini artırdı. 1989 yazında binlerce Doğu Alman, Macaristan ve Çekoslovakya üzerinden Batı’ya kaçmaya başladı.
Artan protestolar üzerine Doğu Almanya yönetimi, seyahat kısıtlamalarını gevşetmek zorunda kaldı. 9 Kasım 1989’da düzenlenen basın toplantısında Parti Sözcüsü Günter Schabowski, yeni düzenlemenin “ivedilikle, hemen” yürürlüğe gireceğini söyledi.
Bu açıklamanın ardından binlerce kişi sınır kapılarına koştu. Halk duvarın üzerine çıkarak parçalarını söktü, Doğu ve Batı Berlinliler kucaklaşarak birleşmenin ilk adımını attı. Böylece 28 yıl süren “Demir Perde” çöktü ve Soğuk Savaş dönemi sona erdi.
Tanıklar Anlatıyor
55 yaşındaki Petra Lütz, çocukluğunu Batı Berlin’in Spandau semtinde geçirdiğini belirterek, “Evimizden geceleri sınırdaki ışıkları görürdük. Bir gün baktık, duvar artık yoktu. Berlin yeniden birleşmişti.” dedi.
Annesinin duvar inşa edilmeden önce Doğu Berlin’den Batı’ya kaçtığını anlatan Lütz, Doğu Berlin’deki akrabalarına kahve ve kot pantolon götürdüklerini söyledi. “Burada her şey renkliydi; orada griydi. Çocukken farkı tam anlayamazdım ama iki farklı dünyaydı.” diye konuştu.
Lütz, hâlâ “Doğulular” anlamına gelen “Ossi” ifadesinin ayrımcı biçimde kullanılmasını eleştirerek, “Hepimiz Alman’ız, bu ayrımcılık kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.
Berlin Duvarı’nın yıkılışını ABD’de öğrenen Klaus Böde ise “İnanamadım, bu dünya tarihini sarsan bir andı.” dedi.
Roland Henkel de “Değişim bekleniyordu ama Schabowski’nin açıklamasıyla bir gecede oldu. Bu, büyük bir şanstı.” ifadelerini kullandı. Henkel, Doğu Almanya’daki rejimin “adaletsiz” olduğunu belirterek, “Duvar olmasaydı kimse orada kalmazdı.” yorumunda bulundu.
Doğu ve Batı Almanların bugün büyük ölçüde kaynaştığını söyleyen Henkel, “Ossi ve Wessi ayrımı yavaş yavaş anlamını yitiriyor. Son 30-40 yılda büyük bir yol kat edildi.” değerlendirmesinde bulundu.




